Babıali ne demek konusunda ilk akla gelen şey yüce kapı anlamı taşıyor olduğudur. Babıali dendiğinde kastedilen şey, Osmanlı Devleti’nin hükümeti ve sadrazamlık makamıdır. Ancak ilerleyen dönemlerde anlamı genişledikçe Paşa Kapısı ve Bab-ı Asafi adı kullanılmıştır.1808’de yaşanan Alemdar olayı sonrasında da yeniden yaptırılmış olan binaya da II. Mahmud’a ithafen Bab-ı Adli denilmiştir. Daha sonra da 19. yüzyılda Bâb-ı Ali deyimi kullanılmaya başlanmıştır.

Babıali Baskının Ortaya Çıkışı

Babıali baskını nedir sorusunun cevabı hükümet darbesi şeklinde verilebilir. Bu baskının yaşanmasına sebep olan olaylar Balkan Savaşları ile başladı. Osmanlı Devleti İki aşamadan oluşan savaşların ilkinden yenilgiyle ayrılmıştır. Savaş sonucunda Bulgarlar’ın Edirne’yi kuşatmaları ve bu sebeple de hükümetin barış imzalaması ihtimali de İttihat ve Terakki Cemiyetini baskın yapmak zorunda bırakmıştır ve 23 Ocak 1913 tarihinde Enver Paşa’nın da yer aldığı ittihatçı subaylar, Babıâli’yi bastı. Bu olay tarihte ise Babiali baskını olarak yer aldı.

Baskın Sonucunda Hangi Hükümet Kuruldu?

Babıali baskınından sonra hangi hükümet kuruldu sorusunun cevabı Mahmut Şevket Paşa hükümetidir. Yapılan baskınla ittihatçı subaylar, Sadrazam Kamil Paşa’nın zorla istifasını aldılar. Enver Bey de Padişah Sultan Reşat’a Sadrazamlığa Mahmut Şevket Paşa’nın getirilmesini dile getirdi. Bu teklifin kabulüyle de Mahmut Şevket Paşa hükümeti kurulmuş oldu. Baskın sonucunda da İttihat ve Terakki Cemiyeti, istekleri doğrultusunda bir ismi sadrazamlığa getirerek siyasal iktidarı elinde tutmaya bir adım yaklaşmış oldu.

Babıali Baskını Sonucunda Gerçekleşen Olaylar

Babiali baskını sonrasında yaşanan olaylar şunlardır:

Baskının hemen sonrasına Balkan devletleri tekrar saldırıya geçtiler ve Bulgaristan Edirne’yi işgal altında bıraktı. 1913’te imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti büyük bir kayba uğradı. Osmanlı Devleti Midye-Enez hattının hemen batısında kalan bütün Balkan topraklarını kaybetti.

İkinci Balkan Savaşı’nda Balkan Devletlerinin Bulgaristan’a karşı saldırısını fırsat bilen Enver Bey yönetiminde olan İttihatçılar Edirne’yi geri aldılar.

Sadrazamlığa getirilmiş olan Mahmut Şevket Paşa, Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın destekçisi tarafından öldürülmesiyle İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne iktidarı ele alma şansı tanıdı.

Suikast sonrasında ülke yönetimini tekeline almış olan İttihat ve Terakki Cemiyeti de ilk defa hükümeti içeriden bir şekilde yönetmeye başladı. Cemiyetin önemli ismi olan Talat Bey, 1917 tarihinde sadrazamlığa getirildi.

1914 yılında Enver Paşa ise Harbiye Nazırı oldu. İstanbul muhafızı olan Cemal Bey de paşalığa yükseltildi. Daha sonra da sırasıyla Enver Paşa, Nafıa Nazırı ve Bahriye Nazırlığına getirildi. Birinci Dünya Savaşı’nda tüm otoriteyi eline geçiren ve Birinci Dünya Savaşı sonucunda da ülkeyi yöneten üç kişilik idareye de Enver, Talat, Cemal Triumvirası denilmektedir. Tüm bunların sonucunda da İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarını başlatmış oldu. Daha sonra da Birinci Dünya Savaşının baş göstermesiyle de savaşın doğurduğu olağanüstü koşullar rejimin otoriter niteliğini daha da güçlendirdi.